Bazı karşılaşmalar tesadüf değildir.
Bazı sayfalar, tam ihtiyacımız olan anda açılır.
Şu an burada olman da bana göre böyle bir an.
Ben Nurhayat.
Ve bu satırları yazarken, karşımda bir ekran değil, bir kalp olduğunu hissediyorum.
Bu blog, “her şeyi bilen” birinin yazdığı bir alan değil.
Burası; düşen, kalkan, yeniden ayağa kalkmayı öğrenen bir kadının not defteri gibi.
Yıllar boyunca insanları dinledim.
Hikâyelerini, yaralarını, umutlarını…
Şunu gördüm:
Hepimiz görünmek istiyoruz.
Anlaşılmak istiyoruz.
Olduğumuz halimizle kabul edilmek istiyoruz.
Ben de bu satırlarda tam olarak bunu yapıyorum.
Bazen geçmişten bir anı paylaşacağım,
bazen bir danışanımdan bana kalan bir cümleyi,
bazen kendi içimde sessizce sorduğum bir soruyu…
Çünkü hayat, cevaplardan çok sorularla büyüyor.
Bu blogda sana “nasıl yaşamalısın” demeyeceğim.
Ama belki birlikte durup nefes alacağız.
Belki bir yazıdan sonra “Evet ya…” diyeceksin.
İşte benim için en kıymetlisi bu.
Eğer kalbin buraya düştüyse, hoş geldin.
Bu yolculukta yalnız değilsin.
Sevgiyle,
Nurhayat İçken
